Arama

Tarihçi/Yazar Abdullah Şahin'in kaleminden; Katma’da Bir Zafer, Bir Komutan “Millî Hududun Süngüyle Çizildiği Yer”

07/05/2026 00:13 | Son Güncelleme : 18/09/2026 05:40 | Okunma Sayısı : 186 | abdullahhoca.com.tr


Tarihçi/Yazar Abdullah Şahin'in kaleminden; Katma’da Bir Zafer, Bir Komutan “Millî Hududun Süngüyle Çizildiği Yer”
ad image
ad image

 

 

Katma’da Bir Zafer, Bir Komutan “Millî Hududun Süngüyle Çizildiği Yer”

Değerli okurlar, bugün sizi Birinci Dünya Savaşı’nın son perdesine, fakat aynı zamanda istiklal mücadelemizin o ilk ve sessiz şafağına götürmek istiyorum. Tarih 26 Ekim 1918... Yer, Halep’in hemen kuzeyindeki Katma...

Yaşanan ağır yenilgilerden sonra Türk ordusunun bittiğini, tükendiğini sanan Arap ve İngiliz kuvvetleri büyük bir özgüvenle saldırıya geçmişlerdi. Ancak karşılarında, aldığı stratejik tertibatla çelikten bir irade sergileyen Mustafa Kemal Paşa’yı buldular. O gün orada, Arap ve İngiliz birlikleri sadece mağlup edilmekle kalmadı, adeta perişan edildiler.

Savaşın bu son demlerini, o sırada Halep’te bir hastanede görev yapan İngiliz bir hemşirenin gözünden dinlemek, yaşananların şiddetini anlamak adına oldukça sarsıcı:

"Sabah saat altıda silah sesleri şehrin her yanını sarmıştı; gökten sanki kurşun yağıyordu. Sokaklar Araplar tarafından tutulmuştu, balkonlara bile çıkmak imkânsızdı. Şehir tam bir yağma alanına dönmüştü. Saat sekizde Hicazlı Arap birlikleri şarkılarla şehre girdi, ardından dokuzda İngiliz zırhlıları göründü. Biz sevinçle kendi bayrağımızı çekerken, tepelerden siyah bir çizgi halinde gelen atlılarımız şehre girdi. Fakat yarım saatlik moladan sonra kuzeye, mevzi almaya gittiklerinde Türkler orada pusuya yatmışlardı. Birden hücuma kalktıklarında askerlerimizden bir kısmı can verdi, birçoğu yaralandı."

İşte bu "pusu" ve ardından gelen taarruz, Mustafa Kemal Paşa’nın İngiliz süvari ordusu ve asi Arap kuvvetlerine karşı kazandığı Katma Muharebesi'ydi. Bu zaferle, düşman ordusunun beş yüz kilometrelik o hızlı ilerleyişi, tam da bugünkü güney sınırımız üzerinde durdurulmuştu.

Mustafa Kemal Paşa, bu tarihi zaferin ardından şu sarsılmaz cümleyi kuracaktı: "Bir hat tespit ettim ve sınırladım. Kuvvetlerime emrettim ki; düşman bu hattın ilerisine geçmeyecek!"

Nitekim geçemediler de... Bu muharebe ile Toros geçitleri düşmana tamamen kapatılmıştı. Geri çekilirken tahrip edilen demiryolları ve yollar sayesinde İngilizlerin takviye imkânı kesilmiş, Türk cephesi Halep’in 5 kilometre kuzeyinde sarsılmaz bir istikrar bulmuştu. Mustafa Kemal’in 7. Ordusu, sonraki tüm taarruzları püskürtmeyi başardığı gibi iki gün sonra Antakya’yı da bu güvenlik hattı içine dahil etti.

Aslında bu tablo bize çok şey anlatıyor: Mustafa Kemal Paşa, Antakya’nın güneyinden ve Halep’in kuzeyinden geçen o hattı koruyarak, yeni Türk Devleti’nin millî hududunu henüz ortada Misak-ı Millî belgesi yokken, Türk askerinin süngüsüyle fiilen çizmişti.

Bu yüzden Katma Muharebesi’ni sadece Birinci Dünya Savaşı’nın "İngilizlerle yaptığımız son savaşı" olarak görmek eksik kalır. Bu muharebe, aslında Kurtuluş Savaşı’nın ilk muharebesi ve ilk zaferidir. Çünkü sonradan gelişecek olan tüm olaylar göstermiştir ki; Mustafa Kemal Paşa’nın millî bir bağımsızlık savaşı ile vatanın kurtarılması fikri, daha o gün o topraklarda kesinleşmiş ve fiili olarak başlatılmıştır.

 

Beğendim
Bayıldım
Komik Bu!
Beğenmedim!
Üzgünüm
Sinirlendim
Bu içeriğe zaten oy verdiniz.

ad image
ad image

Bunlar da ilginizi çekebilir

Mustafa Kemal’i hangi yakın arkadaşı öldürmek istedi?

Mustafa Kemal’i hangi yakın arkadaşı öldürmek istedi?

Cumhuriyet döneminde yaşanan unutulmaz olaylar vardır. Bu önemli olaylardan biri de Mustafa Kemal Atatürk’e 1926 yılında İzmir’de yapılmak istenen suikast girişimidir.

1 yıl önce
"Ispartalı Eşekçi Ahmet’in oğlu Sıpa Hüseyin" Abdullah ŞAHİN'in ilgiyle okuyacağınız köşe yazısı

"Ispartalı Eşekçi Ahmet’in oğlu Sıpa Hüseyin" Abdullah ŞAHİN'in ilgiyle okuyacağınız köşe yazısı

Babasının adı Eşekçi Ahmet idi. Bu Ahmet, Eğridir eşrafından Hacımemişoğlu’nun uşağı idi. Bu sırada İkinci Mahmut, yeni açtığı Harbiye Mektebi’ne subay yetiştirmek için, Anadolu’da belli başlı eşrafın oğullarından birinin askerî öğrenim için İstanbul’a gönderilmesini emretti. Hacımemişoğlu, kendi oğlundan ayrılmak istemedi. O yüzden, uşağı Eşekçi Ahmet’in oğlu Hüseyin Avni’yi (nam-ı diğer Sıpa Hüseyin’i) İstanbul’a yolladı.

10 ay önce
ÇORBANAME

ÇORBANAME

Abdullah ŞAHİN'in kaleminden "ÇORBANAME"

9 ay önce
Yorumlar

ad image
ad image